
A milli futbol takımımızın aylardır beklenen zorlu Bosna deplasmanı geldi çattı. Hesaplar ,kitaplar , yenersek ne olur, beraberlikte neler olur vs. derken, maça sayılı saatler kaldı. Evet, bu gece kaybedersek matematiksel olarak 2010 Dünya Kupası'nda yer alamayacağımız kesinleşecek. Beraberlikte işimiz mucizelere kalacak, galibiyet halinde ise bir ümit deyip son 2 maçı bekleyeceğiz. Toplum olarak işimizi son ana bırakmayı o kadar seviyoruz ki, son saniye sevinçleri hep daha fazla sevindiriyor bizi, işi bir an evvel bitirmek varken. Okulda cuma günü verilen ödevleri, pazar gecesi veya pazartesi sabahı yetiştirmeye alışmış bir halk olarak bu durumu yadırgamamız gerek aslında. Yumurta kapıya dayanınca gelen Norveç zaferini hatırlayın, zor şartlar altında 'son maç olduğu için' asılarak kazandığımız Norveç maçı. O yüzden kendi adıma ümit doluyum bu gece, 1-0 olsun bizim olsun denecek bir 90 dakika, ve kesinlikle sabır gerek.
Gelelim maç öncesine. Saati nasıl 9 yapacağız, o saate kadar nasıl bekleriz derken imdadımıza 12 dev adam yetişiverdi. 2 gecedir kusursuz basketbollarıyla evlerimize mutluluk getiren basketbol milli takımımız, bu akşam saat 7.15'te turnuvanın ev sahibi Polonya ile karşılaşıyor. Kaderin cilvesi midir bilinmez, 2 gece üstüste gece 10'da sahne alan 12 dev adam, bugün kimse futbol maçını da kaçırmasın diye erken saatte oynuyor adeta. Gruptan çıkmayı garantilediler, ancak liderlik mücadelesi verecekler bu maçta. Kalbimizin bir yanı da onlarla.
7'den 11'e. Spor dolu, ay yıldız dolu bir gece. 7.15'te Polonya-Türkiye, 9'da Bosna Hersek-Türkiye. Kısa ve net; en uzun gece bu gece...


