9 Şubat 2010 Salı

Gidenlerden


'Bizim zamanımızda' diye başlayan cümleler kurmaya başladığın gün anla ki yaşlanıyorsun yavaş yavaş demişti bir aile büyüğümüz uzun seneler evvel. Sıradan bir insan saçlarına ak düştüğünde veya hareket kabiliyeti zayıfladığında yaşlandığını hissederken, sıkı bir futbolsever, geçmişte sahada gördüğü ve idolü haline getirdiği yıldız futbolcuları yedek kulübesinde antrenörlük yaparken gördüğünde hissediyor yaşlandığını. Abartısız 20 yılı aşkın süredir stadyumlara giden ve yürümeye başladığı andan itibaren top sevdasından vazgeçmeyen bendeniz, son zamanlarda o kadar sık kurar oldum ki 'bizim zamanımız' ile başlayan cümleleri, bahsi geçen 'zaman' ile ilgili ufak çaplı bir araştırma yapmayı görev bildim kendime. Aslında beni bu araştırmayı yapmaya zorlayan haber geçtiğimiz hafta düştü ajanslara. Çocukluğumuz döneminin Galatasaray'lı efsane kalecisi Hayrettin Demirbaş, 47 yaşında Niğdespor'a transfer olmuştu. İlker Yasin'li, Bülent Karpat'lı futbol akşamlarının unutulmaz file bekçisini bir anda ekranda futbol oynarken görmek, maziye götürdü beni. Aklımdan onlarca isim geçti bu haberi gördükten sonra. Evet onlarca yıldız isim izledik, takip ettik, isimlerine beste yaptık stadlarda. Ama şöyle bir beyin fırtınası yapıp, hangilerinin şu an nerede ne yaptıklarını düşündüğümde konu hakkında çok da fikir sahibi olmadığını anlayınca, vefasız hissettim kendimi bir anda. Bu küçük araştırma geldi ardından. 'Gidenlerden' , tek bir yazı olarak kalmayacak, 2 veya 3 bölümlük bir seri olarak ilerleyen haftalarda bu blogda yer alacak.
Bu ilk bölümde yabancı oyuncu ağırlıklı bir bilgilendirme yapalım. Beşiktaş'ın unutulmaz oyuncusu, Lucescu zamanında şampiyonlukta büyük katkıları olan, Rıza Çalımbay zamanında Fenerbahçe karşısında Saracoğlu Stadı'nda 10 dakikalığına Beşiktaş'ın kalesini koruyan Daniel Gabriel Pancu, geçtiğimiz ay Rusya'nın Terek takımından, Bulgar CSKA Sofya takımına transfer olmuş. Yine Beşiktaş'la devam edelim ve daha eskilere gidelim. Unutulmaz Alman sol açık Stefan Kuntz, şimdilerde ülkesinin takımlarından Kaiserslautern'de başkanlık görevini yürütüyor. Fenerbahçe'nin unutulmaz Nijeryalı'larından Uche (Türk adıyla Deniz Uygar) şimdilerde Nijerya ligi ekiplerinden Bayelsa United formasını giyiyor. Türkiye'ye klas çalımlarının ve ortalarının yanı sıra, kırmızı krampon modasını da getiren Jay Jay Okocha, Nijerya milli takımında teknik danışmanlık görevi yapıyor. Karşılaştığım en ilginç detaylardan biri, bir dönem ülkemiz magazin dünyasının vazgeçilmezi olan, birçok kişinin Akın Akın Kompela programıyla tanıdığı Kompela, şu sıralar Güney Afrika'da İngilizce öğretmenliği yapıyor. Faal futbol yaşamını sürdüren isimlerden eski Fenerbahçe'li Lazetic Kızılyıldız'da, Rapaic ise Hırvat HNK Tragor takımında top koşturuyorlar. Anadolu futbolu dendiğinde akla gelen isimlerden eski Bursaspor'lu Mususi'nin 2005 yılında vefat ettiğini öğreniyorum araştırma esnasında. Eski Samsunspor'lu Daniel Timofte, Romen ekibi Vaslvi'de yardımcı antrenörlük yapıyor günümüzde. Yazı dizisinin ilk bölümünü iki yerli isimle kapatıyoruz. Galatasaray'ın 2000 yılındaki efsane kadrosunun beyefendi sol beki Ergün Penbe ve Fenerbahçe'nin 'farklı' görüşlü orta saha dinamosu Kemalettin Şentürk, geçtiğimiz ay antrenör ve yardımcı antrenör olarak buluşumuşlar Mersin İdman Yurdu'nun yedek kulübesinde...

*Bana yaşlandığımı hissettiren ve müthiş bir beyin fırtınası yaşatan 'Gidenlerden' dizisi, ilerleyen haftalarda devam edecek...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Futbolu Miras Bırakmak


Dikkat ettiniz mi bilmem, futbolda ikinci yarı maçları başladığından bu yana, en çok konuşulan, tartışılan konulardan biri haline geldi stadlarımızın zeminleri, ve bu bağlamda yaşanan sıkıntılar. 3 hafta önce İstanbul'da yağan kar ve akabinde gelen buzlanma sonucunda ileri tarihlere ertelenen Kasımpaşa-Bursaspor ve Beşiktaş-İstanbul Belediyespor maçları, ardından Saracoğlu Stadı'nın bozulan zemini nedeniyle Olimpiyat Stadı'na alınan Fenerbahçe-Tokatspor maçı, derken vinçlerle girilen ve zeminin tamamen tarlaya döndüğü Trabzon Avni Aker Stadı, son kupa maçında yine Saracoğlu'nun zemini sebebiyle sakatlanan ve sezonu kapayan Uğur Boral, aynı maçta ayağı çime takılan ve sakatlanan Sercan Yıldırım... Akla gelen maçlar, stadlar, ve sakatlık yaşayan oyuncuların listesi. 30 günlük süreç göz önünde bulundurulduğunda, liste hayli kabarık duruyor. 2016 yılında Avrupa Futbol Şampiyonası için ev sahibi adayları arasında bulunan ülkemizin başkentinden gelen son haber de işin cabası oldu. 74 yıllık tarihi çınar Ankara 19 Mayıs Stadı, bozulan zemin ve çimdeki kaymalar sonucu çökme tehlikesi bulunduğundan, geçici bir süre (sorun halledilemezse temelli) futbola kapandı. Benzer bir görüntü de dün düştü ajanslara, bu kez ülkenin en batısından, en medeni kenti İzmir'den. Göztepe-İskenderun Demirçelikspor maçı, Alsancak'ta öyle bir zeminde oynanmış (zorla oynatılmış) ki, sahadaki oyuncular adeta birer çamur adama dönerken, tribündeki bir avuç cefakar da, bileklerine kadar suyun içinde takip etmişler karşılaşmayı. Görüldüğü üzere süper lig veya 2. lig farketmiyor bu sıkıntılı durum için. Geçmişte sadece doğu bölgelerimizde görmeye alıştığımız kar ve çamurlu zeminlere, zorla oynatılan maçlara, artık İstanbul'un göbeğinden ülkenin başkentine, Karadeniz'den ülkenin en batısına kadar her şehirde rastlıyoruz. Futbolu alttan gelen yeni jenerasyona nasıl sevdireceğiz, onları bu şartlarda nasıl stadyumlara beraberimizde götüreceğiz, arada düşünmeden edemiyorum. Yarın öbür gün olur da çocuğum olursa, benim için hayatın vazgeçilmezi olan futbol oyununu ve stadyumların o havasını kendisine benimsetememekten korkuyorum şimdiden. Babalarımız dedelerimiz zamanında oyun olarak görülen bu eğlencenin son demlerini de gördük, bu oyunun endüstriye yenik düşüp bir özel sektör haline geldiğini de gördük. Ancak korkarım, bizim çocuklarımız ve torunlarımız, bu özensiz ve düzensiz ortamda, bırakın sokakta top peşinden koşmayı, futbol maçı izleyecek stad bile bulamayacaklar gençlik yıllarında. Büyüklerimizden aldığımız bu mirası, küçüklerimize sağlıklı şekilde emanet edemeyecek olmanın tedirginliği sarıyor dört yanımızı, olgunlaşmaya başladığımız bu dönemde. Bu yüzden, artık maketlerden stad projeleri yapmayı bırakıp, Kayseri'de (Kadir Has Stadı) olduğu gibi maket projeleri somut gerçeklere çevirmek, boynumuzun borcudur şu dünyada, çok geç olmadan, hemen şimdi.