8 Şubat 2010 Pazartesi

Futbolu Miras Bırakmak


Dikkat ettiniz mi bilmem, futbolda ikinci yarı maçları başladığından bu yana, en çok konuşulan, tartışılan konulardan biri haline geldi stadlarımızın zeminleri, ve bu bağlamda yaşanan sıkıntılar. 3 hafta önce İstanbul'da yağan kar ve akabinde gelen buzlanma sonucunda ileri tarihlere ertelenen Kasımpaşa-Bursaspor ve Beşiktaş-İstanbul Belediyespor maçları, ardından Saracoğlu Stadı'nın bozulan zemini nedeniyle Olimpiyat Stadı'na alınan Fenerbahçe-Tokatspor maçı, derken vinçlerle girilen ve zeminin tamamen tarlaya döndüğü Trabzon Avni Aker Stadı, son kupa maçında yine Saracoğlu'nun zemini sebebiyle sakatlanan ve sezonu kapayan Uğur Boral, aynı maçta ayağı çime takılan ve sakatlanan Sercan Yıldırım... Akla gelen maçlar, stadlar, ve sakatlık yaşayan oyuncuların listesi. 30 günlük süreç göz önünde bulundurulduğunda, liste hayli kabarık duruyor. 2016 yılında Avrupa Futbol Şampiyonası için ev sahibi adayları arasında bulunan ülkemizin başkentinden gelen son haber de işin cabası oldu. 74 yıllık tarihi çınar Ankara 19 Mayıs Stadı, bozulan zemin ve çimdeki kaymalar sonucu çökme tehlikesi bulunduğundan, geçici bir süre (sorun halledilemezse temelli) futbola kapandı. Benzer bir görüntü de dün düştü ajanslara, bu kez ülkenin en batısından, en medeni kenti İzmir'den. Göztepe-İskenderun Demirçelikspor maçı, Alsancak'ta öyle bir zeminde oynanmış (zorla oynatılmış) ki, sahadaki oyuncular adeta birer çamur adama dönerken, tribündeki bir avuç cefakar da, bileklerine kadar suyun içinde takip etmişler karşılaşmayı. Görüldüğü üzere süper lig veya 2. lig farketmiyor bu sıkıntılı durum için. Geçmişte sadece doğu bölgelerimizde görmeye alıştığımız kar ve çamurlu zeminlere, zorla oynatılan maçlara, artık İstanbul'un göbeğinden ülkenin başkentine, Karadeniz'den ülkenin en batısına kadar her şehirde rastlıyoruz. Futbolu alttan gelen yeni jenerasyona nasıl sevdireceğiz, onları bu şartlarda nasıl stadyumlara beraberimizde götüreceğiz, arada düşünmeden edemiyorum. Yarın öbür gün olur da çocuğum olursa, benim için hayatın vazgeçilmezi olan futbol oyununu ve stadyumların o havasını kendisine benimsetememekten korkuyorum şimdiden. Babalarımız dedelerimiz zamanında oyun olarak görülen bu eğlencenin son demlerini de gördük, bu oyunun endüstriye yenik düşüp bir özel sektör haline geldiğini de gördük. Ancak korkarım, bizim çocuklarımız ve torunlarımız, bu özensiz ve düzensiz ortamda, bırakın sokakta top peşinden koşmayı, futbol maçı izleyecek stad bile bulamayacaklar gençlik yıllarında. Büyüklerimizden aldığımız bu mirası, küçüklerimize sağlıklı şekilde emanet edemeyecek olmanın tedirginliği sarıyor dört yanımızı, olgunlaşmaya başladığımız bu dönemde. Bu yüzden, artık maketlerden stad projeleri yapmayı bırakıp, Kayseri'de (Kadir Has Stadı) olduğu gibi maket projeleri somut gerçeklere çevirmek, boynumuzun borcudur şu dünyada, çok geç olmadan, hemen şimdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder