
Servis aracından inip eve adım attığım anda yaptığım ilk şey,dışarıdaki hava durumu ne olursa olsun,çantamı bir kenara fırlatıp,spor kıyafetlerimi üzerime geçirip evde en fazla 5 dakika oyalandıktan sonra kendimi 'top oynamak' için dışarıya atmak olurdu. Ne karnımın aç olması,ne de ertesi gün için yapılması gereken birçok ödev olması etkilemezdi bu durumun gidişatını,zaten evde en büyük tartışmalar da bu yüzden çıkardı ebeveynlerimle aramda. Ancak aradan geçen yaklaşık 15 yıllık sürece baktığımda,hala dünyanın herhangi bir toprak parçasında topun peşinden giden iki kişi bile görsem heyecanlanıyor olmamın sebebidir o yılları sokakta futbol oynayarak geçirmem.. Bir diğer mahalleyle yapılan ve kıran kırana geçen,üç kornerin bir penaltı olarak değer kazandığı,duvardan yenen golleri birçoğumuzun onaylamadığı maçlar,tartışmalar esnasında mutlaka bir yerleden yükselen 'adamın gol diyo' sesleri,maç öncesi yapılan 'adam almaca'lar,'kalede son' olmanın avantaj görüldüğü,kaleden kaleye gollerin geçersiz sayıldığı,kalelerin çoğunlukla iki büyük taştan yapıldığı,mahallenin büyük abilerinden birinin mutlaka maçın bir yerinde oyuna müdahale ettiği,herşeye rağmen hava kararmadan herkesin sakince evlerine dağıldığı günleri yaşamış olmaktır bugünlerdeki futbol sevdamın temelinde yatan faktörler. Seneler geçip birer yarış atı edasıyla dersanelerle ev arasında mekik dokumaya başladığımız,oyun alanlarımızın otopark haline gelip istesek de maç yapacak yer bulamadığımız dönemler,sonun başlangıcı oldu sokak futbolunda belki de..Zamanla evlere giren bilgisayarlar,giderek artan televizyon kanalları vs derken,5 dakika bile oyalanmadığımız odalarımız,dünyayla iletişim kurduğumuz kutular haline geliyordu.Sokak yerine bilgisayarda maç yaparken,bir daha aynı tadı bulamayacağımızın farkında bile değildik .. Derken halı sahalar yetişti birçoğumuzun imdadına,ancak farkettik ki hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı performansımız.Çoğumuz hapsolduğumuz evlerde 'yağlanmış',eski kıvraklığımızı tamamen yitirmiştik.15 dakikada nefes nefese kalır olmuştuk.Yine de bitmeyecekti içimizde bu oyunun sevdası.Dedik ya,dünyanın neresinde olursak olalım,en temel ortak paydamızdı futbol sohbetleri.Büyük çoğunluğumuzun çevresi değişti üniversite yıllarında.İlgi alanları farklılaştı,alkol ve sigara bol tükenir oldu bünyelerde.Yaptığımız faaliyetler,tribünlere gidip bağırmaktan ibaretti artık.Eski sevgiliye uzaktan bakan aşıklar gibiydik tribünden sahaya bakarken,biraz buruk,ama hala hevesli.Ve herkes farklı yerlerde şimdi... Kimimiz mühendis oldu,kimimiz bankacı.Bana gelince;en büyük hedefimdi futboldan kopmamak.Okul yıllarında mahalle maçları dışında kulüp takımında oynamak da nasip oldu,ama bir yerde koptu aradaki bağlar.Eğitim ağır bastı.Halı sahalarda hünerlerimizi sergiledik olmadı,tribünlerde avazımız çıktığı kadar bağırdık kesmedi.Farklı birşeyler yapmak lazımdı,ve gün geldi amatör olarak da olsa,hakkında yazılar yazmaya başladım bu oyunun.22 yıl boyunca kitap okumayı zaman kaybı gören bendeniz,3 yılda 22 yılı gölgede bırakacak kadar kitap okurken,yeni farkına varıyordum edebiyat dünyasının güzelliklerinin.Ne güzel şeymiş insanın düşündüklerini kaleme dökebilmesi.Birçok işe atılmayı denedim,ancak hiçbiri bu denli heyecan vermedi bana.Anladım ki bu işi yaparken dünyanın en mutlu insanıyım,yürü dedim kendime.Bundan sonrası mı? Ne olur ne biter bilinmez,iş profesyonelliğe dönüşür mü,yoksa kendi çukurumda bu işten zevk almaya devam mı ederim bilemem.Bildiğim tek gerçek;günün herhangi bir vakti futbol yazısı yazmak istediğimde,servisten inip eve çantamı atıp yeniden sokağa fırlarken yaşadığım heyecanı ve telaşı yaşıyor olmamdır. Bende emeği olduğunu hisseden büyüğüm küçüğüm herkese selam olsun,iyi ki arkamdasınız,iyi ki varsınız... Umarım bu site,günün birinde karşılıklı maçlar yaptığımız,ancak bir şekilde bağlantılarımızın koptuğu eski dostlarla yeniden bir araya gelmeye vesile olur. Herkese sevgi ve saygılar...