

'Futbol asla sadece futbol değildir' cümlesi, bu sporu uzaktan takip edenler için çok da anlamlı değildir. Ancak futbolla biraz içli dışlı olan kesim bilir ki, Simon Kuper'in kaleminden çıkan bu cümle, aslında çok ama çok şey ifade etmektedir. Bu oyunun bir topun peşinden koşan amaçsız 22 kişi ve onları izleyerek tatmin olan milyonlardan ibaret olduğunu sananlar, işin özüne indiklerinde Simon Kuper ve yandaşlarına fazlasıyla hak vereceklerdir. Günümüz endüstri dünyasında futbol, basit ve sıradan bir oyun değil, siyasetle, kimlik çatışmalarıyla, ve benzeri birçok yönüyle incelenmesi gereken bir kavram haline gelmiştir. Bir Glasgow fanatiğinin bir Celtic'li futbolcudan nefret ediyor olması, sadece futbolla açıklanamaz. Ya da bir Roma aşığıyla bir Lazio aşığının stadyuma giderken düşündükleri farklı şeyler, sadece futbolla ilgili değildir. Kısacası bu oyun, ülkemizde de olduğu gibi, siyasetle iç içe geçmiştir. Futbol takımlarının adını kullanarak oy toplamaya çalışan parti başkanı adayları, ya da memleketinin takımının iyi yerlere gelmesi adına uğraşıp duran milletvekillerine sıkça rastlanır. Artık bu olaylar hepimize malesef doğal gelmektedir. Kim ne derse desin, futbol ve siyaset kavramlarını birbirinden ayrı göremeyiz.
Gelelim konunun özüne... 12 Haziran Cuma günü İran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri, dünyanın heryerinde büyük yankılar uyandırdı. Çekişmeli denebilecek bir oylama sonucu cumhurbaşkanı seçilen Mahmud Ahmedinecad, seçim sonrası rakibi Hüseyin Musavi yandaşlarınca sokak gösterilerinde protesto edildi. İş öyle boyutlara geldi ki, artık gösterilerden ölüm haberleri gelmeye başladı. Musavi yandaşları seçimlerin tekrarını isterken, iktidar buna sert tepkiler gösterdi ve kanlı çatışmalar her gün ekranlarımıza kadar geldi. Dedik ya siyaset futboldan kopamaz diye. Yine haklı çıktık haliyle. Seçimlerin ertesi haftası Seul'de oynanan Güney Kore-İran milli maçında da, o kadar ilginç kareler görüldü ki, Ahmedinecad-Musavi çatışmasının izleri yeşil sahalara taşındı. İran milli takım oyuncuları (ilk 11'in 8'i) kollarına yeşil bantlar takarak resmen renklerini belli ettiler ve futbol karşılaşmasını iktidar karşıtı bir gösteriye dönüştürdüler. Yeşil bant, reformcu lider Musavi'yi temsil eden bir simgeydi. Futbolcular, yeşil sahadan Tahran'a alenen mesaj göndererek, iktidarı protesto ettiler. İran'da yoğun ilgiyle takip edilen maçın devre arasında Ahmedinecad hükümeti soyunma odasına haber göndererek, bantları çıkarmayan oyuncuların takımdan kovulacağını açıkladı. İkinci yarıya çıkılırken, kaptan Mahdavikia hariç tüm oyuncular bantları çıkarmıştı. Ama iş işten geçmişti. Reformcu oyuncular alınan karar gereği artık milli formayı giyemeyecekler . Buyrun bu olayı sadece futbolla açıklayın. Hala futbolu bir topun peşinden koşan adamları izleyen delilerden ibaret sananlara diyecek söz yok. Milli takım oyuncuları, dünyanın gözü önünde cumhurbaşkanlarına karşı kazan kaldırıyor. Bu olayın sonunda kaç kişi maçın sonucunu merak eder ki ? Hani futbol goller ve sonuçtan ibaretti ?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder